TEKERLEKLİ SANDALYEDEKİ DİRENİŞ: ŞEYH AHMET YASİN
Düşünün ki, boynunuzdan aşağısını kullanamıyorsunuz. Bir tekerlekli sandalyeye bağımlısınız. Büyük bir engeliniz var(!) Ama yüreğiniz öyle güçlü ki... Bir milleti ayağa kaldırıyorsunuz. Şeyh Ahmed Yasin...
Filistin topraklarında işgalin gölgesinde doğmuş, ümmetin kalbinde direnişin simgesi hâline gelmiş büyük bir İslam âlimi. Hayatı boyunca maruz kaldığı zorluklara rağmen Allah'ın davasından sapmayan, imanını ilmek ilmek mücadeleye dönüştüren bir önder. Genç yaşta geçirdiği kaza nedeniyle boyundan aşağısı felç kaldı ve ömrünü tekerlekli sandalyede sürdürdü. Ancak bu, onun için bir engel değildi. Onun kalemini, kelimelerini, duasını ve mücadelesini felç edemedi.
Bugün modern çağın içinde kaybolmuş insanlık, gerçek kahramanları unuttu. Başarıyı makamda, mutluluğu maddiyatta arayan bir dünya oluştu. Oysa Şeyh Ahmed Yasin'in hayatı bize yüksek sesle şunu haykırıyor: "Gerçek zafer, insanın ruhunu kaybetmeden yaşamasıdır."
Her adımı, Allah rızası için atılmış; her sözü, ümmeti ayağa kaldırmak içindi. Kurduğu İslam Merkezi, açtığı medreseler, verdiği hutbeler ve nihayetinde Hamas'ın doğuşu, onun İslam uğruna yaptığı fedakârlıkların nişanesidir.
Onun fedakârlığı, bize hatırlatıyor ki; Asıl engel, bedenin değil, inancın zayıf olmasıdır. Kurduğu kurumlar, yetiştirdiği gençler, yazdığı kitaplar hep şu ayetin tezahürüydü. "De ki: 'Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.'" (En'am Suresi, 162)
O, sadece bir lider değil, bir mektepti. Defalarca İsrail tarafından tutuklandı, işkence gördü. Onun için zindanlar bir son değil, bir başlangıçtı. Zulüm mekânlarını sabırla, dirayetle ve dua ile bir iman okuluna çevirdi. Şeyh Ahmed Yasin bize şunu öğretti: Zorlukları bir ceza gibi değil, bir eğitim gibi görmeliyiz. Çünkü gerçek sabır ve gerçek iman, rahatlıkta değil; çilede belli olur. Şeyh Ahmed Yasin'in zindanlarda kazandığı zafer, bugün bize sesleniyor: "Dünyanın zincirleri seni esir alabilir, ama Allah'a bağlı bir kalbi kim esir alabilir!?"
Bugün bizler, küçük zorluklar karşısında umutsuzluğa kapılıyor, en ufak bir sıkıntıda şikâyet edebiliyoruz. Oysa Ahmed Yasin'in hayatı bize sabrın ve direncin ne olduğunu öğretiyor. Günümüzde mazlumların feryadı her yandan yükseliyor. Savaşlar, işgaller, adaletsizlikler dünyayı sarmış durumda. Ne yazık ki çoğu insan sadece izlemekle yetiniyor. Oysa Ahmed Yasin gibi iman sahipleri, haksızlık karşısında sessiz kalmazlar. Çünkü bilirler ki: Zulme rıza, zulümdür.
Bize de, Şeyh Ahmed Yasin'in bıraktığı bu mirasa sahip çıkmamız gerekiyor. Bugün onun davası sadece Filistin için değil, insanlık onuru için de bir çağrıdır. Şeyh Ahmed Yasin, en zor şartlarda bile "Allah bana yeter" dedi ve yürüdü. Bizim de bugün, umut kırıcı haberler, umursamaz toplumlar ve geçici hevesler karşısında aynı teslimiyeti göstermemeye ihtiyacımız var. Çünkü dünya değişir; ama hak ve adalet değişmez. Allah'ın vaadi değişmez.
Bugünün genci, Ahmed Yasin'in hayatına bakmalı ve şunu sormalı: "Ben de onun gibi, doğru bildiğim şeyler uğruna kaç fedakârlık yapabilirim?"
Şeyh Ahmed Yasin, sadece Filistin'in değil, insanlığın vicdanıydı. O bir bedende hapsedilemeyen bir özgürlük, bir zulümle bastırılamayan bir haykırıştı. Bugün onun yürüdüğü kutlu yolda yürümek, sadece bir tercih değil, bir sorumluluktur. Çünkü hakikatin izinde yürüyenler, tarihe ebediyete iz bırakır.
Bugün, Ahmed Yasin'in emaneti bizim ellerimizde. Onu yaşatmak, sadece Filistin için değil; insanlık onuru için bir görevdir.
Öyleyse ayağa kalk!
Büyük işler başarmak için değil; doğru yaşamak için... Hakkı haykırmak için... Mazluma umut olmak için... Ve bir Ahmed Yasin gibi şehadeti gülerak karşılamak için…
.png)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
| İMSAK | GÜNEŞ | ÖĞLE | İKİNDİ | AKŞAM | YATSI |
| 04:22 | 05:44 | 11:45 | 14:58 | 17:34 | 18:49 |