YOLDAKİ MÜHENDİS: ABDULLAH GALİP BERGUSİ / Köşe Yazısı - Ayşe Zehra Han
Ayşe Zehra Han

Klasik yazılar gibi doğduğu tarih ve yer ile başlamak isterdim yazıma ancak ne zaman doğduğu bilinmiyor. O çağını aşmış biri, o ölümsüz biri, o ölmeden şehit olmuş biri. O "Yaşayan Şehit" Abdullah Galip Bergusi !
Abdullah Bergusi Filistinli bir ailenin çocuğu ancak, ailesi Siyonizmin oluşturduğu baskı ve zulümler nedeniyle Kuveyt'e göç ettiği için Kuveyt'te doğuyor. Ailesinin ve kendisinin Kuveytli olduğunu sanıyor küçüklüğünde. Filistinli olduğunu öğrendiğinde âdeta dünyası değişiyor. Çünkü Bergusi o yaşına kadar (10-12 yaşlarında) Filistin'deki zulümleri yakından takip etmiş ve din kardeşleri için bir şeyler yapma arayışına girmişti. O sıralar kendini güçlü bir birey olarak yetiştirmek için judo , boks, vucüt geliştirme gibi alanlara yöneliyor. Asıl değişimiyse judo eğitimini alması ile başlıyor.
Judo eğitimi veren hocası Bergusi'ye "Sen bu kas ve zihin gücünü İsrail'e , işgalci Siyonistlere , kardeşlerine zulmedenlere karşı göstermelisin." deyince , Bergusi'nin içinde Filistin'e dair o güne kadar hiç bu kadar yoğun hissetmediği bir sıcaklıklık oluşuyor ve her nefesinde artıyor. İsrail'e karşı ise görülmemiş bir nefret besliyor. Kardeşleri için, zulme "dur" diyebilmek için, hiç görmediği memleketine baskı görme kaygısı duymadan gidebilmek için, kendini her alanda geliştirmeye başlıyor. Daha 12 yaşında iken kendini güçlendirmek için silah kullanmayı öğrenmeye başlıyor. Makinelere ilgisi olan Bergusi okulundan arta kalan zamanlarda bir araba tamirhanesinde çalışıyor. Bir amacı makinaların işleyiş sistemlerini çözmek oluyor; diğer amacı da, fakir olan ailesinin kendisini üniversitede okutacak imkanı olmadığını bildiğinden ailesine ekonomik olarak destek sağlamak oluyor.
Bergusi üniversite için yeteri kadar para biriktiremeyince bir arkadaşından yüklü miktarda para borç edinip bir araba tamirhanesi açıyor. Dönemin ekonomisinin etkisiyle de tamirhaneden istediği parayı elde edemiyor. Bunun üzerine çalışmak için Güney Kore'ye gidiyor Bergusi. Orda iyi bir gelir elde eden Bergusi hem arkadaşına olan borcunu ödüyor hem ailesine para gönderiyor hem de Filistin davası için para biriktiriyor. Güney Kore'de bulunduğu sürede elektromekanik kursları alan Bergusi bu alanda oldukça geliştiriyor kendini. Patlayıcı düzenlekleri hazırlama becerisini arttırıyor.
Güney Kore'de kaldığı sürede hocası Yahya Ayyaş o kadar iyi yetiştirir ki Bergusi'yi, Bergusi alanında oldukça ilerler ve davasının devamı için öğrenciler yetiştirmeye başlar. Sadece öğrettikleri ile değil duruşu ile de hayatına yeni bir anlam kazandırır Bergusi'nin. Abdullah Galip'in cesaretinde, davasını ilerletme yönteminde hocasının izlerini görmekteyiz. Zira hocası Yahya Ayyaş'ın iyi bir mühendis olması, Filistin âşığı olması ve bu yolda şehit olması hocasını Bergusi'nin gözünde daha da ayrı bir konuma getiriyor ve örnek oluyor her davranışına.
Öğrencilerine makinelerin ve internetin çalışma yöntemlerini uzmanlık derecesinde öğretir Bergusi. Ancak şu ince noktaya değinmek isterim ki ; Bergusi öğrencilerine verdiği derslerde öğrencilerin asla yüzüne bakmaz ve onları tanıyacak herhangi bir iletişim kurmazdı. Bu kadar muhafazakar olmasının sebebi öğrencilerini değersiz görmesi değildi elbette, hatta tam tersi çok önem vermesinden kaynaklanıyordu. Şöyle ki; Bergusi Filistin davasında ilerleyecekleri zorlu yolda işkencelere maruz kalacağını biliyordu. İşkence anında veya kendinden geçmiş bir anda öğrencilerini ele vermekten çekinirdi, bu yüzden de öğrencilerini tanımazdı. Bu davranışı Bergusi'nin hem ne kadar zeki olduğunu hem de ne kadar ileri görüşlü olduğunu gösteriyor bizlere.
Bergusi, annesinin yanına dönünce annesi Filistin'de yaşayan bir akrabalarının kızı için oğluna Filistin'e gitmesini söyler. Abdullah Bergusi Filistin'e - hiç görmediği , havasını solumadığı memleketine- ilk defa müstakbel eşini görme vesilesi ile gider. Eşini ilk görüşünde çok beğenen Bergusi'nin beğendiği tek şey eşi değildir. Yıllardır hasretini çektiği, hayatı boyunca kendini yolunda siper etmek için geliştirdiği Filistin'e aşık olur. Mescid-i Aksa'da kıldığı ilk sabah namazından aldığı tadı şöyle aktarıyor bize, "Ruhum bedenime geri geldi, vücudum hayata yeniden döndü. Filistin'le ilgili hatıralarım, Filistin'e olan sevgim ve savaşmaya olan isteğim tekrar canlandı. Topraklarımızı işgal eden Siyonizm’i cezalandırma isteği yeniden içime düştü."
Bergusi Filistin'de Kassam ordusuna katılır ve orduda tugay komutanı olur. Tugay komutanı olduğunu ve Hamas'a destek verdiğini ağır sonuçları olacağını bile bile yer yer çekinmeden söyleyecek cesarete sahiptir Bergusi. Filistin'e gittiğinde akla gelmeyen yerlere çok ustaca hazırlanmış patlayıcılar yerleştirerek yaptığı eylemlerde 67 işgalci İsrail askerini öldürmüş, 500 Siyonist İsrail askeri de yaralamıştır. Filistinli akrabası ile evlenen Bergusi'nin bu evlilikten 3 çocuğu olmuştur. Bergusi bir gün Tâlâ adındaki kızını hastaneye götürmek için evinden çıktığı esnada etrafını İsrail askerleri çevrelemiştir ve bir ajanın sağladığı hain istihbarat üzerine Bergusi'yi 5 Mart 2003'te esir almışlardır.
Bergusi 67 müebbet, 5200 yıl hapis cezasına çarptırılarak İsrail'in ceza tarihinde en fazla ceza alan kişi olarak yer edinmiştir. Cezasının ilk 10 yılını tek kişilik hücresinde geçirmiştir. Hücreden bahsediyoruz ancak hapsedildiği yer oldukça dar, her yerde kameraları olan ve her hareketin izlendiği, oldukça karanlık bir hücreden bahsediyoruz. Bergusi kaldığı hücrenin tavan boyunu bizlere şöyle betimliyor, "Tavan ise benim boyumdan daha kısa, dik durmayı bile özledim." Odasında dik duramasada davasında sonuna kadar dik , istikrarlı bir duruş göstermiş ve bundan asla taviz vermemiştir. Hapis yıllarının ilk altı ayı aralıksız ağır işkenceler gördüğünü bize aktaran Bergusi işkenceler sırasında çok kez bayıldığımı ve İsrail askerlerinin onunla dalga geçmemesi, askerlerin Müslümanları zayıf görmemesi için takatsiz de olsa ayağa kalktığını da bize anlatıyor. Hapishane yıllarını "Yoldaki Mühendis 2" kitabı ile betimleyen Bergusi'nin çektiği zorluklardan ve olaylara bakış açısından etkilenmemek mümkün değil. Onun derdi asla kendisi olmamış, Müslümanlar ve Filistin'i esas almıştır hayatına.
Hapishane yılları oldukça zor geçen Bergusi, açlık grevine girince İsrail geri adım atmış ve Bergusi 10 yılın ardından 2 yıl normal koğuşta kalmıştır. Koğuşta kaldığı zamanda, esirlerin katıldığı bir TV programına telefon aracılığıyla bağlanmış ve konuşmuştur. Filistin halkı için büyük bir moral ve güç olan bu konuşmanın ardından Bergusi İsrail askerleri tarafından tekrardan içerisinde yalnızca bir lavabo ve üstüne yatması için serilmiş oldukça ince bir örtünün olduğu tek kişilik hücresine geri döndürülmüştür. 10 yıl boyunca tek başına kaldığı hücreye dönmeyi göze alarak konuşan Bergusi bir defa şehit olmuştu zaten, onun için hücre ya da koğuş fark etmezdi artık. Onun meselesi nerede kaldığı değil, koğuşta ya da hücrede ne kadar direndiğidir, Müslüman kimliğini ne kadar koruduğu ve savunduğudur.
Bergusi 20 yıllık zorlu hapishane hayatında hiçte kolay olmayan şartlarda 17 kitap çıkartmıştır. Bergusi karşılaştığı zorlukları şöyle anlatıyor bize : "Çoğu zaman karanlıktan ötürü yazamıyordum. Beni yazmaya iten etken ise direnişin kalemini tutma ve buradan dahi olsa direnişe ve İslama hizmet etme isteğidir ." Bergusi hücresinde yazılması planlanan cümleleri her an kağıda dökecek özgürlüğe sahip olmadığı için hücrede düşündüğü şeyleri ezber derecesine gelene kadar sürekli tekrar eder ve unutmamaya çalışırdı. Diyelim ki yazmıştı birkaç sayfa metin, bu seferde o kağıtların saklanıp korunması sorunu çıkıyordu ortaya. Yani kısaca hangi açıdan bakılırsa bakılsın oldukça meşakkatli ve sabır gerektiren bir işti hücresinde kitap çıkarmak. İşte gerçek dava adamı olmak, işte gerçekten kendini İslam yoluna adamak, işte kenarda durup izlemek yerine her türden savaşa atmak kendini İşte zorlukların karşısında boyun eğmemek, her an üstlenmek davayı! Bergusi şu sözle özetliyor konuyu: "Eğer direnişe silahla destek olamazsam kalemim ve mürekkebim bu yolda silahımdır ."
İsrail'in korkulu rüyası olan, Filistin'in önde gelen kahramanlarından olan Bergusi küçüklüğünden itibaren sonuçları ne olursa olsun Filistin'deki zulümlere şiddetle karşı çıkmıştır. Çünkü Bergusi kutsal bir mekânı koruma görevini sadece bir grup Müslümanın omuzlarına bırakmanın hesabını vereceğini biliyordu. Biz de vereceğiz o hesabı! Bizde bileceğiz davamızı öyleyse .Bizde sahip çıkacağız kardeşlerimize. Bizde direneceğiz kalemimizle, dilimizle, kalbimizle. Bergusi gibi karpuz yemenin tadını özleyecek kadar özgürlüğümüzden mahrum bırakılmayacağız belki , Bergusi gibi yıllarca hapis cezası verilmeyecek belki bize... Ama biz de Bergusi gibi yönlendirmeliyiz bilinçlendirmeye, harekete, uğraşmalıyız özgür bir Filistin tablosu görmek için . Biz de sahip olmalıyız Bergusi'nin cesaretine, atılganlığına, istikrarına.
Direnişe önce kendi rahat hücremizden çıkarak başlayacağız . Ayakta dik durmanın kıymetini anlayacağız ve hakkını vereceğiz müslümanca bir dik duruşun. Birlik olacağız zalimlere karşı. Beraber aydınlatacağız hücreleri, evvela kalpleri. Ve biz her nesilden bir Bergusi olacağız, direnişe her türlü imkanımızı kullanarak katılacağız... Korkmayacağız ölümden, yaşayan şehitler olacağız, kaçmayacağız cihadımızdan! Korkmayacağız zalimlerden, korkmayacağız korkaklardan. Çıkıp meydana her alanda direniş göstereceğiz! Fütüvvet yüklü, isar yüklü adımlarla ilerleyeceğiz yolumuzda. Şehit olan her kardeşlerimizin hakkını savunacağız geride kalanlarla. Daima, yanımızda olanlara "Elhamdülillah" diyeceğiz, çoğalacağız azimle. Ki mesele çok kişi olmakta değil, mesele bir kişi de olsak hücremizi nasıl kullandığımızda, ne kadar ilim ve hak ile aydınlattığımızda.
Allah içimize Abdullah Galip Bergusi'nin direnişini nakşetsin, Allah ona hayırlı bir ömür versin ve ondan ebeden razı olsun.
Bu yazı toplam 1180 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
M.NURANİ
18 Ekim 2023 Çarşamba 11:13
11:13
Emeğinize sağlık. Güzel bir yazı olmuş
Yazarın Diğer Yazıları
- DEVRİMCİ BİR MEKTEP: NECİP FAZIL KISAKÜREK 12 Haziran 2024 Çarşamba 12:23
- YOLDA DURANLAR29 Ekim 2023 Pazar 18:11
- YOLDAKİ MÜHENDİS: ABDULLAH GALİP BERGUSİ14 Ekim 2023 Cumartesi 20:46
- BİR "GÖĞÜS KAFESİ" MEVZUSU14 Eylül 2023 Perşembe 07:04
- Muhammed PolatBEYTÜL MAKDİS ÜZERİNE BİR TAKIM YAZILAR

- Sarenur Çelik BATAKLIĞA BATIRAN MECRALAR
.jpeg)
- Zehra AkgülSEHİT İMAM HASAN EL-BENNA
.jpeg)
- Salih ESKİTAŞBİR HARFİN GÖLGESİNDE

- Nazlı ŞahinMERAKLISINA
.jpeg)
- Genç DirilişSERAP

- Akif Akman “HİÇ ŞÜPHESİZ BATIL SÜREKLİ YOK OLUCUDUR”

- Zeynep KarakurtMÜSLÜMANLARIN DNA'SI: DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ
.jpeg)
- Rabia Tuana BakırcıFİLİSTİN'İ BİL
.jpeg)
- Evin KayaKALEMİ KAMBURLAŞAN ŞAİR: AHMET SEZAİ KARAKOÇ
.jpeg)
- Furkan KayanGazali'nin Ahlâk ve Eğitim Anlayışı

- Ayşe Zehra HanDEVRİMCİ BİR MEKTEP: NECİP FAZIL KISAKÜREK
.jpeg)
- EDİTÖREDİTÖR'DEN
.jpeg)
- GERÇEK EDİTÖRİMTİHAN MI DEDİNİZ?!
.jpeg)
- Ömer Faruk KaplanToplumun Dinamikleri

- Tuana Gümüş KAYBOLMUŞ GENÇLERE
.jpeg)
- MOLLA NÛRANİBİR İSLAMCI'NIN GAZETELERLE İMTİHANI

- ANCUZÎSOFİ AHMET'İN KULAKLARI ÇINLASIN

- Bilal KarakurtBİZE HEYECANLI ADAM LAZIM

- Melek BellibaşADAB-I MUAŞERET
.jpeg)
- Tuana GümüşMÜSLÜMANCA (KÖKLÜ) DEĞİŞİKLİK
.jpeg)
- Isa Karaaslanoglu4 MADDEDE PSİKOLOJİ=İSLAM

- Betül ÜlküANTİBİYOTİKLER
.jpeg)
- BAŞYAZIHey Senin Mektebin Hangisi? Üstadın Kim?

- Harun KaraaslanoğluDOĞRU HAREKETLİLİĞİ SAĞLAMAK: HAREKET DERGİSİ

- Firdevs Berfin AkgülEDEBİYAT ALANINDA BİR BULUŞMA YERİ: MAVERA DERGİSİ
.jpeg)
- Bilal AKGÜLMEDENİYETİMİZİN İHYASI İÇİN: EĞİTİMLE DİRİLİŞ

- Sümeyye Sultan YıldırımDİRİLİŞ GENÇLİĞİNİN SESİ: GENC DİRİLİŞ DERGİSİ
.jpeg)
| İMSAK | GÜNEŞ | ÖĞLE | İKİNDİ | AKŞAM | YATSI |
| 04:22 | 05:44 | 11:45 | 14:58 | 17:34 | 18:49 |