FİLİSTİN MÜCADELESİ

12.01.2026 12:11:48
FİLİSTİN MÜCADELESİ

 

Bir Halkın Onuru, Direnişi ve Adalet Arayışı

 

GİRİŞ

 

Filistin mücadelesi, yalnızca Ortadoğu'ya özgü bir çatışma değildir; bu, tüm dünyanın gözleri önünde süren bir insanlık imtihanıdır. Gazze'nin yıkılmış sokaklarında yankılanan çığlıklar, Batı Şeria'daki kontrol noktalarında sabahı bekleyen çocuklar, Kudüs'te sessizce direnen yaşlılar... Hepsi aynı davanın parçalarıdır. Bu dava, özgürlük, adalet ve insan onuru davasıdır. Ve bu dava, sadece Filistinlilerin değil; vicdanı olan herkesin davasıdır.

 

TARİHİN TANIKLIĞI: BİR HALKIN SÜRGÜNÜ

 

Filistin'in hikâyesi, 20. yüzyılın başlarında şekillenmeye başladı. 1917'deki Balfour Deklarasyonu, İngiltere'nin Yahudilere Filistin topraklarında bir "ulusal yurt" vaat etmesiyle ilk büyük kırılma yaşandı. Oysa bu topraklarda yüzyıllardır yaşayan Arap halkı yok sayıldı. 1948'de İsrail devletinin kurulmasıyla birlikte yüz binlerce Filistinli evlerinden zorla çıkarıldı. Bu olay, "Nakba" yani Büyük Felaket olarak anılır. İsrail'in kuruluşu Batı dünyasında "bir halkın dirilişi" olarak sunulurken, aslında bu, başka bir halkın sürgününe dönüşmüştü.

 

Bu adaletsiz temelin üzerine kurulan sistem, yıllar içinde sadece daha da baskıcı hâle geldi. 1967'de İsrail'in Doğu Kudüs, Gazze ve Batı Şeria'yı işgal etmesiyle birlikte, Filistin topraklarının büyük kısmı askeri kontrol altına alındı. Bugün, haritalarda bile Filistin'i bulmak zor; çünkü geride kalan topraklar, İsrail yerleşimleriyle parça parça edildi.

 

GÜNÜMÜZDE FİLİSTİN: İŞGALİN GÜNLÜK YÜZÜ

 

Bugün Filistinliler, dünyanın en uzun süren askeri işgaline karşı yaşıyor. Gazze Şeridi, yaklaşık 2 milyon insanın sıkıştığı, elektriğin günde birkaç saat verildiği, sağlık sisteminin çöktüğü, temiz suyun bile lüks sayıldığı bir açık hava hapishanesine dönüşmüş durumda.

 

2023 Ekim'inde başlayan ve hâlâ süren İsrail saldırıları, bu acıyı tarif edilemez boyutlara ulaştırdı. Hastaneler hedef alındı, çocuklar enkaz altından çıkarıldı, okullar bombalandı. BM verilerine göre 2025 itibariyle on binlerce sivil yaşamını yitirdi. Ama ne yazık ki bu ölümler, çoğu zaman sadece sayılardan ibaret kaldı. Batılı medya kuruluşları, her saldırıyı "meşru müdafaa" etiketiyle sundu; oysa öldürülenlerin çoğu çocuktu, bebekti.

 

İKİYÜZLÜ DÜNYA DÜZENİ: ADALET KİME VAR?

 

Filistin meselesi, sadece İsrail'in değil, Batı'nın da aynasıdır. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'e milyarlarca dolarlık askeri yardım yaparken, Filistin'in yaşadığı insanlık dramına gözlerini kapattı. Bu, sadece siyasi değil, ahlaki bir çöküştür. Ukrayna işgal edildiğinde ayağa kalkan dünya, Filistin'deki katliamlar karşısında suskun kaldı. Bu çifte standart, dünyanın ne kadar çıkarcı ve seçici bir vicdana sahip olduğunu net biçimde gösterdi.

 

Birleşmiş Milletler'in onlarca kararı hiçe sayıldı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçlarını soruşturma sözü verdi ama henüz hiçbir İsrailli general ya da siyasetçi hesap vermedi. Çünkü adalet, güçlüler için değil, zayıflar için işliyor bu düzende.

 

FİLİSTİN'DE DİRENİŞ SADECE SİLAHLA DEĞİLDİR

 

Direniş deyince akla hep silah gelir ama Filistin'de direniş, bazen bir annenin çocuğunu okula göndermesiyle başlar. Bazen gençlerin sosyal medyada gerçekleri duyurmasıyla, bazen de yaşlı bir adamın camisini terk etmemesiyle. Bu mücadele, sadece askeri değil; kültürel, ahlaki ve insani bir direniştir. Çünkü Filistin halkı, kendisine dayatılan "unutulmuşluk" kaderini kabul etmiyor.

 

Filistinli gençler, kaybettikleri ailelerine rağmen ayağa kalkıyor. Enkazdan çıkan çocuklar, ertesi gün oyun oynamaya çalışıyor. Bu halk, "yok edilemez" bir ruh taşıyor. Çünkü Filistin, sadece bir coğrafya değil; bir direniş sembolüdür.

 

SONUÇ: FİLİSTİN MÜCADELESİ, HEPİMİZİN MÜCADELESİDİR

 

Bugün Filistin davasına susanlar, yarın kendi adaletsizliklerine de ses bulamayacaklar. Bu mücadele, sadece Arapların ya da Müslümanların değil, insanım diyen herkesin ortak davası olmalı. Zulme karşı susmak, zalimin yanında durmaktır. Ve Filistinliler bize, tüm imkânsızlıklara rağmen umutla direnen bir halkın ne demek olduğunu gösteriyor.

 

Filistin kazanacak mı? Belki bugün değil. Ama unutmayalım: Tarih, hep direnenlerin yanında yazılmıştır. Ve bir gün, Filistin'de özgür çocuklar oynayacak; ezanlar, bomba seslerine karışmadan yükselecek. O gün geldiğinde, "Ben bu davanın yanındaydım" diyebilenler kazanacak.

 



Bu haber toplam 214 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Genç Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.