Asrın Adanmış Nesibesi: Zeynep Gazali
Bir insanın sınırlarının ne kadar zorlanabilir? Nereye kadar ve nasıl sabredilir? Tüm olumsuzluklara rağmen nasıl aksiyona devam edilir? Adamak ve adanmak nedir? Cesaretli bir dik duruş nedir? Bu soruların cevap bulacağı bir davetçi hanımı anlatacak ve anlatmaya çalışacağız inşallah.
Zeyneb Gazali 2 Ocak 1917'de, Mısır'ın Dekahliye bölgesinde dünyaya gelmiştir. Ailenin en küçük ve tek kızı olan Zeyneb, çocukluk yıllarında babası tarafından özel bir ilgiyle yetiştirilmiştir. Zeyneb, Ezher Üniversitesi'nde hadis tahsili görmüş babasından İslâmî ilimlerin temellerini öğrenmiş, diğer yandan da cesur ve yiğit bir insan olarak büyütülmüştür. Hatta babasıyla yaşadığı bir olayı şöyle aktarır bize: Babam ben 5 yaşındayken yere bir çember çizdi ve elime bir dal verip "Burası Uhud meydanıdır, Peygamber'ini koru haydi!" diyerek oynattı. Bir süre sonra da "Kaç kâfiri öldürdün?" diye sordu, ben de iki ya da üç dedim. "Daha çok kâfir var, devam et." dedi. Beni Uhud savaşında Peygamber Efendimiz'i yiğitçe, canı pahasına korumuş olan Nesibe b. Ka'b'a benzetirdi ve sürekli "Nesibe'm!" diye seslenirdi bana. "Sen bu asrın Nesibe'si olacaksın." derdi hep.
Daha küçüklükten itibaren babası onu yiğit, mert, korkusuz ve atılgan biri olarak yetiştirmişti. Bu yetişme tarzı Gazali'nin geri kalan hayatındaki her sahnede kendini göstermiş, karakterinde büyük bir yer edinmiştir. Zeyneb 10 yaşına geldiğinde, babasının vefatı üzerine ailesiyle birlikte Kahire'ye taşınmışlardır. Kahire'de okula gitmek isteyen Zeyneb, ağabeylerinden birinin itiraz etmesine rağmen, babasının ona verdiği cesaretle yola çıkmış ve taşındıkları mahalledeki kız mektebine giderek Okul Müdürü ile konuşmuştur. Müdür, okuma isteğini ve zekâsından etkilenerek okula kaydolması gerektiğini söylemiş ve Gazali okula başlamıştır. Ayrıca on dört yaşından itibaren gazete ve dergilerde yazmaya başlamıştır.
17 yaşlarına geldiğinde Kadınlar Birliği başkanı Hüdâ Şaravi ile tanışmıştır. Şaravi'nin yazıları genç Zeyneb'i çok etkiledi. Zeyneb, Şaravi'ye yönetim kuruluna üye olmayı şart koşmuştur.
Zeyneb’in zekâsı ve hitabeti sebebiyle şart kabul edilmiş ve böylece Birlik’e katılmıştır. Ancak sonraki yıllarında Şaravi ile çalışması Zeyneb'in karşısına bir sorun çıkmaya başlamıştır. Çünkü Hüdâ Şaravi'yi takiben Kadınlar Birliği örgütü feminist, batıcı fikirlere sahip bir yapıydı. Hatta kadınların özgürleşmesi için tesettürü terk etmeleri gerektiğini savunuyordu. Nitekim İslâmî bir temelle yetişen Zeyneb'in kürsülerde İslâmî bir içerikle konuşması, camilerde vaaz vermesi Birlik'teki bazı kişileri fazlasıyla rahatsız etmiş ve endişelendirmişti. Durumu Şaravi'ye şikâyet etmelerine karşılık Şaravi, Gazali'nin çizgisinin daha sonradan yumuşayacağını da umarak hitabeti ve aksiyonerliği sebebiyle davalarına çok faydasının olacağını söylemiştir. Her ne olursa olsun yaptığı çalışmalar Zeyneb Gazâlî'nin aktif bir kadın olarak tanınmasını sağlamıştır.
Bu sırada Şaravi, siyasi eğitim alması için üç kişiyi Paris'e göndereceğini duyurmuştur. Zeyneb de gruba dâhil olmak istemiş ancak Şaravi burs ayarlanamayacağını söylemiştir. Zeyneb abisinin karşı çıkmasına ve maddi külfeti de göze alarak gitmek istemiştir. Bir gece rüyasında babasının, kalmasının gitmekten daha hayırlı olacağını söylediğini görmüş ve gitmekten vazgeçmiştir.
Zeyneb Gazali, Batı düşünceli feminist bir örgütte olmasına rağmen İslâmî kimliğini korumuştur. Buna kanıt gösterebileceğimiz iki durumu anlatalım: Kıvrak zekâsı ve hitabetinin iyi olması sayesinde 19 yaşını henüz doldurmamışken 16 köyde cami yaptırmayı başarmıştır. Köylerin önde gelen kişilerini ikna ederek yaptırdığı camilerde köyün hanımlarına 6 ay boyunca dinî eğitim vermiş ve anlattıklarını yaymalarını öğütlemiştir.
Ne var ki İslâmî kimliğini korumasına rağmen Hüdâ Şaravi'nin yanında çalıştığı için kendisinin sorunlarla karşılaştığını söylemiştir. Bu sorunlardan biri de camilerde vaazlar veren Gazali'nin eğitim gördüğü Ezher âlimleri tarafından "Bu şahıs, feminist bir örgüte mensuptur." denilerek vaazlarının yasaklanmasıdır. Gazali, Ezher'in güçlü âlimlerine güçlü hitabeti sayesinde geri adım attırmıştır. Ancak kendisine derin saygı gösterdiği el-Neccâr adlı hocası ona Hüdâ Şaravi'nin İslâmî açıdan ne kadar sorunlu fikirler yaydığını anlatmış ve Şaravi'den uzak durmasını tembihlemiştir. Bu zamandan sonra Kadınlar Birliği'nden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlayan Gazali'nin hayat çizgisi bir kaza sonucu kesinleşecektir:
Bir gün kullandığı mutfak tüpünün patlaması sonucu ciddi yanıklarla hastaneye kaldırılan genç Zeyneb’in yaşama şansı yoktur doktorlara göre, üç günlük bir ömrü kalmıştır. İşte o zaman Zeyneb, Allah'a bir söz verdi: eğer iyileşirse geri kalan hayatının tamamını Allah yolunda İslâm'a adayacak, davet çalışmaları yapacaktır. Ve bir haftanın ardından Zeyneb verdiği sözle birlikte hastaneden iyileşmiş olarak taburcu olmuştur.
Zeyneb Gazali, aynı yıl henüz 20 yaşındayken 1936'da Müslüman Kadınlar Birliği'ni kurmuştur. Birlik'in amacı Allah'ın kelamını ve Resul'ün sünnetini yaymak, İslami bilince sahip nesiller yetiştirmektir. Ki bu amaca ulaşıyordu da. Birlik'in ve beraberinde Zeyneb Gazali'nin şanı kısa sürede Mısır'a yayılmış, birçok faaliyetler düzenlenmiş, hatırı sayılır bir üye sayısına ulaşmışlardır. Zeyneb Gazali, ülkenin her yanında cesur, atılgan, hitabeti iyi biri olarak biliniyordur artık, tıpkı babasının küçükken onu öğrettiği gibi.
Müslüman Kadınlar Birliği'ni kurduktan altı ay sonra Müslüman Kardeşler'in (İhvan-ı Müslimin) kurucusu Hasan el-Benna ile tanışmıştır. Benna, o zamanlar kendi teşkilatında yaptıkları çalışmaların sadece erkeklere yönelik olmasından rahatsızlık duymuş ve Müslüman erkek ve kadınları besleyen bir ortak merkez olmasını istemiştir. Bu yüzden Zeyneb Gazali'nin çalışma azmi Hasan el-Benna'nın dikkatini çekmiş ve ona defalarca Müslüman Kadınlar'ı Müslüman Kardeşler ile birleştirmeyi teklif etmiştir. Zeyneb Gazali bu teklifi yönetime sunmuş olsa da teklif yönetim tarafından reddedilmiştir. Ancak bu reddetme Müslüman Kardeşler'e muhalif olmak için değil, yalnızca dönemin ve halkın müsaitlik şartları ile alakalı bir karardır.
Nihayet 1948 yılında bir konferans esnasında Gazali, Hasan el-Bennâ'ya; "İslam'ın zaferi için çalışmak üzere sana biat ediyorum. Allah şahidimiz olsun. Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır." sözleriyle biat ederek Müslüman Kardeşler Teşkilatına katılmıştır. Biatın ardından Hasan el-Benna Müslüman Kadınlar'ı Müslüman Kardeşler ile birleştirmeyi tekrar teklif etmiş. Zeyneb Gazali bu sefer iki tarafın birleşinceye kadar birbirine yaklaşmasını istediğini söylemiştir. Hasan el-Bennâ, tebessümle "Arayı karıştırmaya çalışmış" demiş ve Müslüman Kadınlar'ın Kardeşler ile olan işbirliği
Davetlerden faaliyetlerden bahsediyoruz ancak bu çalışmalar sakin ve çokta müsait bir ortamda gerçekleşmemiştir. Hatta tam tersi hükümetin emperyalist-siyonist Batıcıl ve Batıl kişilerden oluştuğu ve İslâm'ın birincil düşmanı görüldüğü bir ortamda gerçekleşmiştir. İslami kimliğe sahip yapılar farklı bahanelerle kapatılmış, üyeleri hapse atılmıştır. İşte bu durum Müslüman Kardeşler'in başına da gelmiş ve birçok üyesi tutuklanmış, mal varlıklarına el konulmuştur. Teşkilat, 1948 yılında hükümet tarafından kapatılmıştır. Teşkilat lideri İmam Hasan el-Benna ise bir yıl sonra suikastla şehit edilmiştir.
Gidişatın böyle gidemeyeceğini düşünen Zeyneb Gazali, Hasan el-Hudaybi ve Abdulfettah İsmail bir hac ibadeti sırasında görüşmeleri başlatırlar ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı, 1950 yılında Hasan el-Hudaybi başkanlığında tekrar faaliyete geçmiştir. 1951 yılındaysa Zeyneb Gazali önderliğinde "Müslüman Kadınlar" adında bir haftalık dergi çıkarılmaya başlanmıştır. Dergi birçok kez sansür ve denetimlere maruz kalsa da sekiz yıl boyunca yayın hayatına devam etmeyi başarmıştır.
1952 yılında Müslüman Kardeşler, İngiliz emperyalizmine karşı çıkması ve İslami bir yönetim olması umuduyla Hür Subaylar Hareketi'ne destek vermişse de en büyük darbeyi bundan sonra yiyecektir. Cemal Abdünnasır 1954 yılında kendi hâkimiyeti dışında herhangi bir güç istemediğinden İslâm'ın gür sedasını halka anlatmak isteyen kişi ve kuruluşları bir bir engellemeye başlamıştır. Müslüman Kardeşler'i yasa dışı ilân etmiş, Müslüman Kadınlar dergisinin, Zeyneb Gazali'nin ve eşinin mal varlığına el konulmuştur.
1959 yılına kadar durum bu şekilde engellemelerle devam etse de tekrar toparlanmaya başlamıştır teşkilat. Tâ ki 1965 yılında. Abdünnasır kendisine yapılan başarısız bir suikastı bahane ederek "kendi hâkimiyetini azaltmak" suçlamalarıyla birçok yapı ve kuruluşları kapattırana kadar. Bu süreçte İhvan-ı
Davetlerden faaliyetlerden bahsediyoruz ancak bu çalışmalar sakin ve çokta müsait bir ortamda gerçekleşmemiştir. Hatta tam tersi hükümetin emperyalist-siyonist Batıcıl ve Batıl kişilerden oluştuğu ve İslâm'ın birincil düşmanı görüldüğü bir ortamda gerçekleşmiştir. İslami kimliğe sahip yapılar farklı bahanelerle kapatılmış, üyeleri hapse atılmıştır. İşte bu durum Müslüman Kardeşler'in başına da gelmiş ve birçok üyesi tutuklanmış, mal varlıklarına el konulmuştur. Teşkilat, 1948 yılında hükümet tarafından kapatılmıştır. Teşkilat lideri İmam Hasan el-Benna ise bir yıl sonra suikastla şehit edilmiştir.
Gidişatın böyle gidemeyeceğini düşünen Zeyneb Gazali, Hasan el-Hudaybi ve Abdulfettah İsmail bir hac ibadeti sırasında görüşmeleri başlatırlar ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı, 1950 yılında Hasan el-Hudaybi başkanlığında tekrar faaliyete geçmiştir. 1951 yılındaysa Zeyneb Gazali önderliğinde "Müslüman Kadınlar" adında bir haftalık dergi çıkarılmaya başlanmıştır. Dergi birçok kez sansür ve denetimlere maruz kalsa da sekiz yıl boyunca yayın hayatına devam etmeyi başarmıştır.
1952 yılında Müslüman Kardeşler, İngiliz emperyalizmine karşı çıkması ve İslami bir yönetim olması umuduyla Hür Subaylar Hareketi'ne destek vermişse de en büyük darbeyi bundan sonra yiyecektir. Cemal Abdünnasır 1954 yılında kendi hâkimiyeti dışında herhangi bir güç istemediğinden İslâm'ın gür sedasını halka anlatmak isteyen kişi ve kuruluşları bir bir engellemeye başlamıştır. Müslüman Kardeşler'i yasa dışı ilân etmiş, Müslüman Kadınlar dergisinin, Zeyneb Gazali'nin ve eşinin mal varlığına el konulmuştur.
1959 yılına kadar durum bu şekilde engellemelerle devam etse de tekrar toparlanmaya başlamıştır teşkilat. Tâ ki 1965 yılında. Abdünnasır kendisine yapılan başarısız bir suikastı bahane ederek "kendi hâkimiyetini azaltmak" suçlamalarıyla birçok yapı ve kuruluşları kapattırana kadar. Bu süreçte İhvan-ı Müslimîn'e mensup, hatta alakası bile olmayan binlerce kişi tutuklanmıştır. İçinde Zeyneb Gazali, Seyyid Kutup, Hasan el-Hudaybi, Hamide Kutup gibi birçok kişi işkencelere maruz kalmış, ailelerinin mal varlıklarına el konulmuştur.
İşte bu zamanlarda Zeyneb Gazali'nin çağın Nesibe'si olduğu anları görüyoruz. Daha öncesinde Abdünnasır'ın Gazali'ye karşı yaptığı kesinleşen bir trafik kazası suikastı sonucu hastaneye kaldırılan Zeyneb şimdi de Abdünnasır'ın eliyle hapishaneye attırılmıştı. Zeyneb Gazali'nin yazmış olduğu, Türkçe'ye "Zindan Hatıraları" şeklinde çevrilen kitabında işte bu hapis yıllarını anlatmıştır Gazali. Kitaptan öğreniyoruz ki 26 köpekli hücrelerde, sulu hücrelerde, fareli hücrelerde, sapık insanların olduğu hücrelerde kendisine işkenceler edilmiştir. Her işkencede namazlarını aksatmamış hatta arttırmıştır. Zikir ve dua dilinden bir an olsun düşmemiştir. Sonrasında hücresine davet arkadaşları ve Seyyid Kutub'un kardeşi Hamide Kutub eklenmiştir. Seyyid Kutub, Hasan el-Hudaybi ile bu zor zamanlarda beraber işkenceler görmüşlerdir. Her işkencenin sonunda kendisine Müslüman Kardeşler'in Abdünnasır'ı öldürmek için planlar yaptığını, hükümeti devirmek için örgütlendirmek için toplantılar düzenlediklerini söylemesi için Zeyneb'e baskı uygulanmış, tehdit edilmiştir. İstediklerinin yazılması karşılığında ise kendisinin hemen serbest bırakılması ve teşkilatlarla ilgili üst düzey bir mevki verilmesi vaad edilmiştir.
Ancak her görüşme sonunda Zeyneb'in cevabı aynı olmuştur: "Risaletimiz davet ve davetçi risaletidir. "Lailahe illallah Muhammedün Rasulullah" şemsiyesi altında yaşıyoruz. Allah'tan (c.c) başka ilah yoktur. İnancımız, Allah (c.c) yolunda, malımız ve canımızla daveti sürdürmemiz gerekmektedir. Bu daveti yayacak ve dinin her alanda gereklerini Müslümanlara öğretecek, müminlerin yetişmesi için çalışacağız. Allah (c.c) bizimledir.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
| İMSAK | GÜNEŞ | ÖĞLE | İKİNDİ | AKŞAM | YATSI |
| 04:22 | 05:44 | 11:45 | 14:58 | 17:34 | 18:49 |